3 Eylül 2012 Pazartesi
Bilgi Ağacı Humberto R. Maturana & Francisco G. Varela
New York'ta Bronx Hayvanat Bahçesi'nde primatlara ayrılmış özel bir bölüm vardır. Orada şempanzeleri, goriller ile Yeni ve Eski Dünya'dan gelen pek çok maymunu görebiliriz. Ne var ki dikkatimizi bu bölümün arka tarafındaki bir kafes çeker. Kafes kalın parmaklıklarla çevrilmiştir ve üzerinde "Dünyanın En Tehlikeli Primatı" tabelası bulunmaktadır. Parmaklıkların arasından baktığımızda şaşkınlıkla kendi yüzümüzü görürüz; alttaki açıklamada ise insanın, bilinen bütün hayvan türlerinin yok ettiğinden daha fazla türü yok ettiği yazar. Gözlemci konumundan -kendimiz tarafından- gözlenen konumuna geçeriz. Peki, gördüğümüz nedir?
Kitabı Mukaddes, Adem ve Havva'nın iyi ve kötüyü bilmeyi sağlayan bilgi ağacının meyvesinden yediklerinde asla başlangıçtaki masumiyetlerine dönemeyecek şekilde farklı varlıklara dönüştüklerini söyler. Bunun öncesinde dünyaya ilişkin bilgileri çıplaklıklarında ifade edilmişti. Salt bilginin masumiyetinde bu çıplaklıkla yaşıyorlardı. Sonra çıplak olduklarını bildiler; bildiklerini bildiler.
Bizler şüpheye yer bırakmayan, sıkı sıkıya bağlandığımız algılarımızın, kesinliğin dünyasında yaşama eğilimindeyiz: Kanaatlerimiz, gördüklerimizin gördüğümüz gibi olduğunu kanıtlar ve doğru bildiğimiz şeyin bir alternatifi söz konusu değildir. Bu bizim gündelik halimiz, kültürel duruşumuz, genel insanlık halimizdir.
Bizler yansıma veya düşünüme değil eyleme odaklanmış olarak yaşarız; dolayısıyla şahsi yaşamımız kendinden bihaberdir. Sanki bir tabu "Bilmek hakkında bir şey bilmek yasaktır" der. Esasında bize en yakın olan dünyayı, algı dünyamızı neyin oluşturduğunu bilmemek büyük bir utançtır. Bu dünyada utanılacak pek çok şey vardır; ama bu cehalet en kötülerinden biridir.
çok ağır bir yükü taşıyabilmek için
merkezini bilmek gerekir
keza ruhlarını güzelleştirebilmek için
doğalarını tanımaları elzemdir insanların
Renkleri nasıl gördüğümüzü izah etmek kolay değildir. Fakat bu izah açısından önemli olan, nesnelerden bize ulaşan ışığın özelliklerinin gördüğümüz nesnelerin rengini belirlediği fikrini bir kenara bırakmaktır. Bunun yerine bir rengi görmenin sinir sisteminde, sistem yapısı tarafından belirlenen özgül bir örüntüye, çeşitli faaliyet durumlarının oluşturduğu örüntüye karşılık geldiğini anlamaya yoğunlaşmalıyız. (bkz. Renkli Gölge Deneyi)
Bilmek etkin bir eylemdir, yani canlıların varoluş alanında etkin biçimde faaliyet göstermektir. Her bilme eylemi bir dünya yaratır.
Alınıtıdır
nurmaris
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




