15 Ağustos 2012 Çarşamba

EZOTERİK

Batı Avrupa’nın “hırsızlar tanrısı” Merkür’den Merkantilizme yani Masonik emperyalizme doğru yol aldığını, Buna karşılık mistisizmin de aynı mitten geldiğini anlattığımız bir önceki yazı bir hayli ilgi gördü.


Akıldan hem vahşi kapitalizm hem de bilgelik doğmuştur. Bunu zahiri ilimlerle Batıni ilimlerin tasnifi veya aklın şekavet ve saadet fonksiyonlarının ayrışması olarak da düşünebiliriz. 
Bütün kadim milletlerin bir Hermesi yani Merkürü vardı.
Endülüslü Müslüman alim Mecritî’nin “Gâyetü’l-Hakîm” adlı eserinde Sâbiiler’in Hermes’e yaptıkları ilginç bir münâcât aktarılır:

“Biz seni bütün isimlerinle, Arapça ey Utarid, Farsça ey Tir, Latince ey Harus, Yunanca ey Hermes, Hindce ey Budda,diye çağırırız.”


Merkür gezegeninin temsil ettiği mitolojik değerlere yani Hermes’e Zerdüştler  Hürmüz derken…
Biz de Hermes’e Türkçe’de E r m i ş (hermes) demişizdir. Ermişlik bir tür ezoterik (batıni) Bilgeliktir.   

İki kelime arasındaki fonetik yakınlık dikkat çekicidir: (Hermes=Ermiş) Hatta kelimenin fiil kökünün ve masdarının Türkçe olduğuna bakarak (Er-mek ten Er-miş) Hermesin Türkçeden dünyaya yayıldığını ileri sürebiliriz.

İslam’da Hermes-i Heramise (ermişlerin ermişi) Hz. İdris’tir. Hz. İdris’in göğün 4. katına çekildiğine ve ölmeden cennete gittiğine inanılır.

Eski Türk inancındaki Hermes ise “Tengri Teg Tengri”’de bolmuş (göklerin göğüne çıkarak sırları öğrenmiş) bizim Bilge Kağan’dır.

Tasavvûf Hermetik geleneğe bağlıdır. Nitekim Yunus Emre:

İdris Nebî hûlle biçer,
Gezer Allah deyû deyû.”

 Derken Peygamberler tarihi arşivinden değil, gönül evrakından söylemiştir.
(Hûlle: Hal elbisesi)

GramerMantıkHitâbetAritmetikGeometriMüzik ve Astronomi’den teşekkül eden yedi serbest ilmin, Hermes’ten geldiği rivayet edilir. Bu yedi sanat daha sonra gelen tüm bilimlerin kaynağını oluşturacaktır.

"Bir nebi olarak ilk defa ata binip, Kâbil'in bozguncu torunlarına karşı, "Allah yolunda" cihada girişen Hz. İdris’tir.Cebrail'in ilk vahiy getirdiği nebi de odur. Kendisine 30 suhuf verilmiştir..."   
Atı ehlileştiren Türkler olduğuna göre İdris peygamberin Türk olma ihtimali araştırılmaya muhtaçtır. Bundan daha da önemlisi, Türk mitolojisi ve kozmografyasının hiç de yabana atılamayacak kadar köklü ve mistik değerlerle dolu olduğudur.
Ev inşa etmek (medeniyet) Hermesçi bilimin bir parçasıdır. Mimariyle ilgili fikirlerin etkilerini Masonluğun ritüellerinde görebiliriz. Merkür veya Hermes kelimelerinin yerini İbranilerde Hiram kelimesi almıştır. Hiram usta bilindiği gibi Salamon mabedinin mimarıdolayısıyla da Masonların büyük üstadıdır.

Bizce karmaşık olan bütün bu mitolojik ve dini tespitlerden çıkarılması gereken sonuç, Eski çağlardan bugüne ulaşmayı ve uygarlaşmayı başarabilmiş bütün kadim uluslarda vahye dayalı bir aydınlanma sürecinin yaşandığıdır.

Bu aydınlanmanın mitolojideki aktörü Merkür veya diğer adıyla Hermes’tir. BaşlangıçtaHermes, tanrılarla insanlar arasındaki haberci, bize göre bir nevi melektir.

Hermesin rolü, tevhidi dinler döneminde Cebrail Aleyhisselam’a ve peygamberlere geçmiştir. Bu peygamberlerin ilk vahiy alanı Hz. İdris olduğu için de insanlık tarihinde semadan gelen ilim ve sanatın nakilcisi olarak İdris peygamber kabul edilmiştir.

Hermes ve bu mitolojik birikim, Yunanlı değildir. Yunan mitolojisi parşömenler ve alfabe sayesinde günümüze ulaştığı için biz Yunan bilgeliğini tanıyoruz. Kendi bilgeliğimizi ise tesadüfen ve ancak 1893’ten sonra öğrenebiliyoruz. (Orhun Yazıtları)
Türk, Arap, İbrani, Hintli, İranlı, Latin vs ulusların Hermesleri vardır. Her kavme bir peygamber geldiği bilgisine de uygun olan bu görüşe göre milletler nasipleri ve çabaları oranında kalkınıp, zenginleşmişlerdir.
 Hint fakirinin Buddha’sıyla, Yahudi Rockefeller’in Hanuk’u, Türk’ün Bilge’siyle, Yunan’ın Hermesi hep aynı mefhumlardır.

Hz. Muhammed’in son peygamber olarak Kur’an-ı Kerim’i yazdırması ve kalıcı bir kitaba tahvil etmesi zamana uygun bir son tebliğ görevidir.

Allah-u teâlanın kullarını kurtarmak için böyle mucizevi tebliğ hizmetlerini tanzim etmesine bakarak 610 yılından önce de ayırım yapmaksızın kullarıyla ilgilendiğine inanmamız gerekir.

İşte bu “ilginin” sembolü Hermes’tir. Hermes başka bir ifadeyle “Allah’ın ipi”dir. İlmin iletişim kanalıdır. Uluslar bilgelerin izinden gidebildikleri ölçüde güçlenip uygarlaşmışlardır. Bilge Kağan döneminde 23 Çin şehrinin ele geçirilmesi ve Şantung yarımadasına kadar ordu sevk edilmesinden iki nesil sonra devletin yıkılması, bilgiden  uzaklaşılmasının bir sonucuydu.

Ulusların teşekkül ettiği Tarih öncesinde ve İlkçağda Hermes vasıtasıyla öğrenilen GramerMantıkHitâbetAritmetik,GeometriMüzik ve Astronomi,  inşaat ve mimari ilimlerinde ileri giderek Nano teknolojiye kadar yükselen uluslar bugün dünyanın hâkimi olmuşlardır.


Bu Kavimler “Hermesle gelen” aklı benimsemekle birlikte yine aynı kanalla gelen Batıni ilimleri ve ahlakı terk ettikleri için hakimiyetleri, bazen kendilerinin çoğu zaman da sömürdükleri fakir ulusların felaketi olmuştur.

Bilge Kağan ve Hoca Ahmed Yesevi bilgelikleri sayesinde madde ile mananın ahengini kurmayı başarmış olan Türkler, 16. Yüzyılda dünya hâkimiyetine oldukça yaklaşmışlardı.
Ancak atalarımız, ilahi bilgeliğin rasyonel ve Merkantilist cephesini takviye edemedikleri için 18. yüzyıldan itibaren büyük sıkıntılara düştüler. Türk Milleti fakirleştikçe bilgiden uzaklaştı.



ALINTIDIR ...
NURMARIS